
Kolaydır kalp kırmak ve kırılmak. Her geçen gün daha da kırıldığımı hissediyorum. İnsanları sevemiyorum, sevdiklerim olduğunda da kaybetmekten korkuyorum. Ama en büyük yarayı onlar açıyor gönlümde. Neden?
Değer verdiğimizden mi? Bu ne saçma bir düzen?
İnsan, sevdiğine ve sevildiğine karşı nasıl bu kadar duyarsız kalabilir ki? Saçmalık!
Belki de suskunluğum neden oluyor. Bilmiyorum. Onları incitmekten korkuyorum, çekiniyorum. Vicdanım el vermiyor sanırım, bilmiyorum. Ama aynı karşılığı ben bulamıyorum.
Karşılıksız sevmek gibi bir şey söz konusu mudur? Sanmıyorum. Allah'a karşı olan sevgimizin sonunda bile, dualarımızın karşılığı yok mu? Belki de vardır ama biz daha keşfedememişizdir.
Hala merak ediyorum yanlış olan ne? Ben miyim?
Sıkıldım artık kafamdaki soru işaretlerinden ve bana gelip kafamdan bunları atmamı salık veren bıdıbıdılardan. Yapabilsem yapardım herhalde değil mi?
Sıkıldım insanların ne istediklerini bilmemezliklerinden. Karşısındakinin hislerinden önce kendi isteklerinin peşinden koşanlardan.
Güneşimi uyandırmak istiyorum ben her şeye karşı. Yaşamak ve gülmek. Yaşamak istiyorum ben! Sorulardan, sorgulardan, yargılanmaktan öte olmak istiyorum. Neden başkalarına bu kadar önem veririz anlamam. Neden başkalarının bizim hakkımızda iyi düşünmesini isteriz? Neden hep kendimizi anlatma derdindeyiz?
Neden kendimizi başkalarına kabul ettirme ya da beğendirme derdindeyiz? Bir kere bile olsa onları kafamızdan siktir edemiyoruz! Neden?
Böyle bir hayatı ve bu hayatı benimseyenleri kabul etmiyorum. Varsa böyle biri siktirip gidebilir.
Başkalarının müdahalesi olmadan yaşamalı insan hayatı. Kırılan kalbimizi sarmanın bir yolunu bulmalıyız hep. Gelin, güneşimizi uyandırmalıyız!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder